MURİS VE TEREKENİN TESPİT DAVASI

Terekenin korunması kapsamında; tespiti (TMK. 589 madde) ve defterinin tutulması (TMK. 590 madde) kapsamındadır.Türk Medeni Kanunu’nun 589.maddesi, mirasbırakanın yerleşim yeri Sulh Hakiminin istemi üzerine veya kendiliğinden tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine geçmesini sağlamak üzere gerekli olan bütün önlemleri alacağını, gerekli giderlerin ileride terekeden alınmak üzere başvuran kişiden önlem alınmasına, hakimin kendiliğinden karar verdiği hallerde ise devlet tarafından karşılanacağını, mirasbırakanın yerleşim yerinden başka bir yerde ölmesi halinde de o yerin Sulh Hakiminin, murisin ölümünü murisin yerleşim yeri Sulh Hakimine gecikmeksizin bildirip, miras bırakanın ölüm yerinde bulunan mallarının korunması için gerekli tedbirleri almak zorunda olduğunu hükme bağlamıştır. Bu tedbirlerin terekede bulunan mal ve hakların yazımı mühürlenmesi, resmen yönetilmesi, vasiyetnamenin açılması gibi işlemler olduğu da madde de açıklanmıştır. (TMK.589/2 madde) Türk Medeni Kanunu’nun 590’ncı maddesinde yer alan bir aylık süre, hak düşürücü süre olmayıp, düzenleyici niteliktedir. Terekenin korunmasına ilişkin önlemler, hukuki niteliği bakımından mirasın kazanılması yahut mirasçılık sıfatı bakımından maddi bir etkiye sahip olmadığından, bu süre aşılsa bile paylaşmaya kadar her zaman istenebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 589.maddesi gereğince terekenin tedbir mahiyetindeki tespiti istemi yapılabilmektedir.

Muris veraseten müteveffa’ nın yasal mirasçılarına kalan taşınır, taşınmaz ve bankalarda bulunan mevduat hesaplarındaki nakdi ve gayri nakdi değerlerin kaçırılması ve her türlü zarar görme ihtimali nedeniyle terekenin tespit edilmesi ve terekenin defterinin tutulmasına karar verilmesi Sulh Hukuk Mahkemesi’ nde istenir. Mahkemece, uyap sisteminden alınan nüfus aile kayıt tablosunda müteveffa’ nın vefat ettiği tarih, TMK. 590.maddesi defter tutmaya ilişkin önemlidir. Ölüm tarihinden itibaren bir ay içinde istemde bulunulması halinde Sulh Hukuk Mahkemesi’nce defter tutulacağı düzenlenmiştir. Terekenin korunması kapsamında; tespiti (TMK. 589 madde) ve defterinin tutulması (TMK. 590 madde) ile istenir.Tereke; ölen bir kişiden geriye kalan her türlü taşınır ve taşınmaz varlığa (mirasa) denilir. Tereke, hukuki olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) çerçevesinde yönetilir. Bu yönetim şekillerinden bir tanesi de miras bırakanın (ölenin) yerleşim yerindeki sulh yargıcı tarafından yerine getirilir. TMK””nın 589. maddesi uyarınca; miras bırakanın yerleşim yeri sulh hâkimi, istem üzerine veya re””sen tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine geçmesini sağlamak üzere gerekli olan bütün önlemleri alır. Bu önlemler, özellikle kanunda belirtilen hâllerde terekede bulunan mal ve hakların yazımına, terekenin mühürlenmesine , terekenin resmen yönetilmesine ve vasiyetnamelerin açılmasına ilişkindir. Önlemlerle ilgili giderler, ileride terekeden alınmak üzere, başvuran kişi tarafından; önleme hâkimin re’sen karar verdiği hallerde Devlet tarafından karşılanır. Miras bırakan, yerleşim yerinden başka bir yerde ölmüş ise, o yerin sulh hâkimi bu ölümü yerleşim yeri sulh hâkimine gecikmeksizin bildirir ve miras bırakanın ölüm yerinde bulunan mallarının korunması için gerekli önlemleri alarak bununla ilgili dosyayı ve varsa vasiyetnameyi yerleşim yeri sulh hakimine gönderir.

Terekenin resmen yönetilmesi TMK”” nın 592. maddesinde hükme bağlanmıştır ve şu şekilde olur;

1. Mirasçılardan birinin uzun süreden beri bulunamaması ve temsilci de bırakmaması hâlinde menfaati gerektiriyorsa,
2. Mirasta hak sahibi olduğunu ileri sürenlerden hiçbiri mirasçılık sıfatını yeterince ispatlayamazsa veya bir mirasçı bulunup bulunmadığı şüpheli olursa,
3. Mirasçıların tamamı bilinmiyorsa,
4. Kanunda özel olarak öngörülmüşse,

Miras bırakan terekenin tamamı üzerinde yetkili olmak üzere vasiyeti yerine getirme görevlisi atamış ise,
Önemli bir engek bulunmadıkça terekenin yönetimi ona verilir. Miras bırakan velâyet veya vesayet altındaydıysa; veli veya vasi bir sakınca olmadıkça terekenin yönetimiyle görevlendirilir. Sulh hakimi terekeyi yönetmekle yönetmekle görevlendirilen kimseye, istemi hâlinde terekeden karşılanmak üzere uygun bir ücret ödenmesine karar verir.

Tereke idare memurunun görev, yetki ve sorumluluklarının belirlendiği TMK”” nın 593. maddesinde; “Terekeyi resmen yöneten sulh hakimi veya onun yönetimle görevlendirdiği kimse, resmen yönetme sebeplerinin ortadan kalkmasına ya da paylaştırmaya kadar, terekeyi hak sahiplerinin haklarının kaybına meydan vermeyecek biçimde iyi bir yönetici gibi özenli bir şekilde yönetme ve özellikle aşağıda yazılı işleri görmekle yükümlüdür;

1. Henüz yapılmamışsa, terekenin yazımı,
2. Gereken koruma önlemlerinin alınması,
3. Mirasçıların menfaatlerine veya iyi bir yönetimin gereklerine uygun düştüğü takdirde terekedeki malların satılması,
4. Miras bırakanın alacaklarının tahsili ve borçlarının ödenmesi,
5. Mirasçıların yasal haklarını zedelemediği anlaşılan vasiyetlerin, sulh hâkiminin izni ve asliye hâkiminin onayı ile yerine getirilmesi,
6. Terekeye ait paraların faiz getirmek üzere tüzükte belirtilen bir bankaya yatırılması veya bu paralarla Devlet tahvili alınması ve yeterli güvencesi bulunmayan yatırımların güvenceli yatırımlara dönüştürülmesi,
7. Terekede ticarethane, imalâthane veya başka bir işletme varsa, bunların olduğu gibi sürdürülmesi; sürdürmede yarar yoksa, tasfiyesi için gerekli önlemlerin alınması.

Tereke yöneticisi, görevine giren hususlarda miras ortaklığının temsilcisi olup, ortaklık aleyhine açılan davalarda ve yapılan icra takiplerinde ortaklığı temsil eder ve gereken hâllerde ortaklık adına dava açmaya, icra takibinde bulunmaya, davadan feragate, kabule, sulh olmaya ve tahkime yetkilidir; davaları ve takipleri mirasçılara ihbar eder. Terekenin resmen yönetilmesinde, sulh hâkimi ile yöneticinin işlemleri konusunda, niteliklerine uygun olduğu ölçüde, vesayete ilişkin hükümler uygulanır.” hükmü yer almaktadır.

TMK””nın tereke memurunun görev yetkilerini düzenleyen 552. maddesi uyarınca; mirasbırakan, tasarrufunda aksini öngörmüş veya sınırlı bir görev vermiş olmadıkça vasiyeti yerine getirme görevlisi, mirasbırakanın son arzularının yerine getirilmesi için gerekli bütün işlemleri yapmakla görevli ve yetkilidir. Vasiyeti yerine getirme görevlisi, özellikle;

1. Göreve başladıktan sonra gecikmeksizin terekedeki malların, hakların ve borçların listesini düzenler. Liste düzenlenirken olanak varsa mirasçılar hazır bulundurulur.
2. Terekeyi yönetir ve yönetimin gerektirdiği ölçüde tereke mallarının zilyetliğinin kendisine devrini ister.
3. Tereke alacaklarını tahsil eder, borçlarını öder.
4. Vasiyetleri yerine getirir.
5. Terekenin paylaşılması için plan hazırlar.
6. Tereke ile ilgili dava ve takiplerde miras ortaklığını temsil eder. Mirasçılar tarafından açılmış davalardan görevi ile ilgili olanlara müdahil olarak katılabilir.
7. Açtığı veya aleyhine açılan davalar ile yapılan takipleri mirasçılara bildirir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu””nun (GVK) 70. maddesinin birinci fıkrasında, maddede yazılı mal ve hakların sahipleri, mutasarrıfları, zilyetleri, irtifak ve intifa hakkı sahipleri veya kiracıları tarafından kiraya verilmesinden elde edilen iratların gayrimenkul sermaye iradı olduğu hükme bağlanmıştır. GVK””nın 107. maddesinde gelir vergisinin bu vergiyle mükellef olan gerçek kişiler namına tarh edileceği, aynı maddenin (1) numaralı bendinde küçüklerle kısıtlılarda; bunların nam ve hesabına kanuni temsilcilerine, tarh edileceği hüküm altına alınmıştır. GVK””nın Geçici 67. maddesinin; (4) numaralı bendinde, ””””Bankalar arası mevduat ile aracı kurumların borsa para piyasasında değerlendirdikleri kendilerine ait paralarına yürütülen faizler hariç olmak üzere, 75. maddenin ikinci fıkrasının (7), (12) ve (14) numaralı bentlerinde yazılı menkul sermaye iratlarından ödemeyi yapanlarca % 15 oranında vergi tevkifatı yapılır. Bu fıkra kapsamında yapılan tevkifat tutarları 98. ve 119. maddelerde belirtilen sürelerde beyan edilir ve ödenir. Bu iratlar üzerinden 94. madde veya Kurumlar Vergisi Kanunu””nun 24””üncü maddesi kapsamında ayrıca tevkifat yapılmaz.”;
(7) numaralı bendinde ise “(1), (2), (3) ve (4) numaralı fıkra hükümleri uyarınca tevkifata tâbi tutulan kazançlar için gerçek kişilerce yıllık veya münferit beyanname verilmez. Diğer gelirler dolayısıyla verilecek yıllık beyannameye bu gelirler dahil edilmez….” hükümlerine yer verilmiştir.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu””nun (VUK) 8. maddesinin birinci fıkrasında, “Mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettüb eden gerçek veya tüzelkişidir…”; ikinci fıkrasında ise “Vergi sorumlusu, verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişidir…” şeklinde tanımlanmıştır. VUK””un 10. maddesinde “Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, Vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirilir…” denilmektedir. VUK””un 12. maddesinde ise “Ölüm halinde mükelleflerin ödevleri, mirası reddetmemiş kanuni ve mansup mirasçılarına geçer. Ancak, mirasçılardan her biri ölünün vergi borçlarından miras hisseleri nispetinde sorumlu olurlar.” hükümleri yer almaktadır.

Ölenin borçları yönünden mirasçıların konumuna bakıldığında ise, VUK bu konuda son derece açıktır. Ölenin borçlarının tamamı (cezalar hariç) mirası reddetmemiş miracılarına (yasal ve mansup) geçer; ancak, bu geçişteki sorumluluk mirasçıların payları oranındadır. Ölen kişi adına mirası reddetmemiş mirasçılarına geçen ödevlerini şu şekilde sıralamak olanaklıdır : 1. Bildirim Ödevi – Ölümü bildirme – Mirasçıların ticari işletmeyi sürdürme istençlerinin bildirimi 2. Beyannamelerin Verilmesi Ödevi – Ölümün meydana gelmesiyle verilememiş olan aylık Gelir Vergisi Muhtasar Beyannamesi ile KDV ve varsa Damga Vergisi Beyannamelerinin verilmesi – Kıst dönem Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinin verilmesi 3. Muhafaza ve İbraz Ödevi Ölen kişi adına mirası reddetmemiş mirasçılarına geçen mali sorumlulukları da aşağıdaki gibi sayabiliriz : 1. Süresi geçmemiş vergi borçlarının ödenmesi 2. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun””a göre takibe alınmış vergi borçlarının ve gecikme faizleri ile gecikme zamlarının ödenmesi (Cezaların kişiselliği ilkesi gereğince vergi cezaları ölümle birlikte düşer) İlgili mahkemenin izni ile murise ait mal varlığı üzerinde her türlü yasal işlem yapabilme yetkisine tereke idare memuru sahiptir. Dolayısıyla terekenin yönetimi için tereke idare memuru olarak atanan kişi veya kişilerin mirasçılara düşen ödevleri yerine getirmesi gerekir. Murisin terekesinden kaynaklanan bankalardaki vadeli mevduattan elde edilen tevkifata tabi faiz gelirlerinin beyanı söz konusu değildir. GVK””nın Geçici 67. maddesi uyarınca faizler üzerinden yapılacak kesinti nihai vergilemedir. Bir başka deyişle, söz konusu faiz gelirlerinin bankalar tarafından yapılan vergi kesinti nihai vergi olacak ve bu gelirler ayrıca beyana tabi olmayacaktır. Gayrimenkul sermaye iradının beyanı, murise ait malvarlığı paylaştırılana kadar tereke ortaklığı adına mükellefiyet tesis edilmesi ve bu mükellefiyete ilişkin varislere yüklenmiş ödevler tereke temsilcisi olarak tereke idare memuru tarafından yerine getirilmesi gerekir.

Alpertunga Budak
Avukat
Alpertunga Budak Hukuk & Danışmanlık Bürosu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir