İş K. m.17’ de;”18 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca bu Kanun’un 18,19,20 ve 21 nci maddelerinin uygulanma alanı dışında kalan işçilerin iş sözleşmesinin, fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenmesini gerektirir.”
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’ nun; E.2015/2548, K.2019/92 ve T. 07.02.2019 sayılı kararı’na göre, sigortasız çalıştırılan işçinin, işvereni Sigorta İl Müdürlüğü’ ne şikayet etmesi sebebiyle işten çıkarıldığını ve bu feshin kötüniyetli olduğuna yönelik iddiasını ispatlayabilmesine ilişkin değerlendirmeler yapılmıştır; “Davacı bekçi olarak çalışmaya başladığını, davalının davacıyı yıllarca sigortasız çalıştırdığını, bu durumu fark etmesi üzerine davacının davalıyı Bursa Sigorta İl Müdürlüğü’ ne şikayet ettiğini, İl Müdürlüğü’ ne başvurduğunu öğrenen davalının, müvekkilini kötü niyetli olarak işten çıkardığını ileri sürerek kötü niyet tazminatı ile diğer işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili savunmasında; “Davacının müvekkilinin yanında hiçbir zaman çalışmadığını, işçi-işveren ilişkisi kurulmadığını, davacının davalıya ait bahçeyi bedelsiz ekip biçerek yararlandığını, başka yerlerde sigortalı olarak çalıştığını, iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ileri süren davacının ihbar tazminatına hak kazanmasının mümkün olmadığını diğer iddialarının da asılsız olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.”
Yerel mahkeme, kesinleşen hizmet tespitine ilişkin dosya kapsamına göre davacının davalıya ait villada bekçi olarak çalıştığı, davacının uzun süreden beri sigortasız çalıştırıldığına ilişkin Bölge Çalışma Müdürlüğü kaydı ve tanık beyanı bulunduğu, uzun süredir çalışan davacının işçilik alacaklarını düşünmeksizin nedensiz yere işi bırakmasının olağan olmaması yanında mevcut delil durumunun iş sözleşmesinin şikayete bağlı olarak işverence bozulduğuna işaret ettiği, feshin kötü niyetli olarak gerçekleştirildiği kanaatine varıldığı, iş güvencesi kapsamında olmayan davacının kötü niyet tazminatına hak kazandığına karar vermiştir.
Hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Yargııtaya göre uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkide kötüniyet tazminatının şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Ancak, somut olayda taraflar arasında iş sözleşmesinin sona ermesi konusunda işverenin fesih hakkını kötüye kullandığına dair somut deliller ortaya konulmadığından kötüniyet tazminatının reddi yerine kabulüne karar verilmesi sebebi ile karar bozulmuştur.
Yerel mahkeme direnme kararında; “somut olayda davacının sigortasız çalıştırıldığı gerekçesiyle işvereni şikayet ettiği sabit olup, dosyada başkaca bir fesih nedeni ortaya konulmadığı gibi davacının nedensizyere işi kendisinin bıraktığı da olağan olmadığından sözleşmenin işverence haklı bir nedene dayanmaksızın davacının şikayette bulunması nedeniyle kötü niyetli olarak feshedildiği kabul gördüğünden şartları oluşan kötü niyet tazminatının kabulü gerektiği sonucuna varılarak önceki kararda direnilmiştir “ demiştir.
Temyiz üzerine Hukuk Genel Kurulu;”İş akdini fesih hakkının kullanılmasının hangi çizgiden sonra hukuki olmaktan çıkıp, hakkın kötüye kullanılmasının alanına girdiğini belirleyebilmek için fesih hakkının kötüye kullanılmasının dayandığı ölçütün belirlenmesi gerekir. Bunlardan “objektif iyi niyet kurallarına aykırılık” ölçütü diğerlerine göre daha geniş nitelikte olduğu için iş hukukunun işçiyi koruyucu amacına uygun düşer. İnceleme konusu davada dinlenen davacı tanıklarının feshin kötü niyetli yapılıp yapılmadığı konusunda yeterli bilgilerinin olmadığı, hizmet tespit dosyasında dinlenen tanıkların ise genel olarak davacının çalışması süresine ilişkin bilgi verdikleri, feshe ilişkin bilgi veya beyanlarının olmadığı anlaşılmıştır. Mahkeme kabulünün eksik inceleme ve araştırmaya dayandığı anlaşılmaktadır. Davacı vekilinin delil olarak dayandığı ve dava dilekçesine ekli olarak şikayet dilekçeleri üzerine gönderildiği belirtilen sigorta müfettiş raporu ve ekleri getirilmemiştir. Bu nedenle sözü edilen sigorta müfettişi raporu tüm ekleri ile birlikte getirilmeli ayrıca bu raporun davacı ve davalı yana tebliğ edilip edilmediği, edilmiş ise ne zaman tebliğ edildiği, bundan başka sigorta müfettişi tarafından yapılan tespit ve teftiş aşamasında davalıya iş yeri kayıtlarını ve başkaca kayıtları sunması için yazı gönderilip gönderilmediği, gönderilmiş ise ne zaman gönderildiği, davalıya ne zaman tebliğ edildiği hususları sorulmalı varsa belgeleri istenmelidir. Bu eksiklerin tamamlanmasından ve sözü edilen belgelerin temininden sonra davacının işverenini, sigortasız çalıştırıldığından bahisle Kurum’ a şikayeti üzerine işten çıkarılıp çıkarılmadığı başka bir anlatımla feshin kötü niyetli yapılıp yapılmadığı hakkında sonuca varılarak kötü niyet tazminatı talebi ile ilgili karar verilmelidir” demiştir.
Sonuç olarak; Hukuk Genel Kurulu’ na göre davada şikayet üzerine başlatılan soruşturmanın işveren tarafından ne zaman öğrenildiğinin araştırılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Araştırma neticesinde vişçinin şikayeti üzerine iş akdinin feshedildiği kanaati oluşursa, feshin kötü niyetli olduğu sonucuna varılacaktır. İşçi, şikayet sebebi ile işten çıkarıldığını ispat etmek zorundadır. İddianın ispatında sadece tanık anlatımları yeterli olmamaktadır. Bu şekildeki uyuşmazlıklarda krumlara verilen dilekçe ve ekleri ile kurumlar ile yapılan yazışmaların ve öğrenme tarihinin delil niteliği vardır ve çok önemlidir.
İş Hukuku avukatı olarak genel hukuk ilkelerinden birini burada paylaşmak istiyorum. “İn Dubio Pro Reo” yani “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesi uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel şartı, suçun şüpheye yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesidir Gerçekleşme şekli şüpheli ve tam olarak aydınlatılmamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. (Y. CGK E.2017/623 , K.2019/123 )
Alpertunga Budak
Avukat
Alpertunga Budak Hukuk & Danışmanlık Bürosu

